Mar
24
2011
0

Sevgilinizi takip ve kontrolden vazgeçin.

Sevgilinizi 24 saat boyunca neler yaptığını, kimlerle görüştüğünü anlamaya çalışmak büyük zayıflık olarak gösteriliyor…


Bir araştırmaya göre kadınlar erkek arkadaşlarının cep telefonlarını ya da e-postalarını karıştırma hakkına sahip olduklarını düşünüyorlar. Peki bunun sizi kısa vadede son derece mutsuz biri haline getirebileceğini söylesek?

2010, aldatma skandallarıyla dolu bir yıl oldu desek yeridir. (Mesela en son çıkan söylenti Ashton Kutcher’ın sevgilisiyle konuşurken Demi Moore’a yakalanmasıydı.) Eminiz birçoğunuz sevgilisinin telefonunu eline dahi almamıştır ama birçoğunuz defalarca o telefonu karıştırırken bulmuştur kendini! Düşünün; erkek arkadaşının e-posta şifresini ele geçirip eski kız arkadaşıyla hâlâ konuşup konuşmadığını araştıran kaç kız var etrafınızda? “Birçok kişi erkek arkadaşının cep telefonunu, bilgisayarını karıştırıyor ve normal bir şey yaptığını düşünüyor. Aslında bu tür davranışlar hiç sağlıklı değil” diyor Love Prescription kitabının yazarı Seth Meyers. Erkek arkadaşınızın 24 saat boyunca neler yaptığını, kimlerle görüştüğünü anlamaya çalışmak büyük zayıflık olarak gösteriliyor.

Kontrol etmekten vazgeçin

Sevgilinizin cep telefonunu ya da e-postalarını karıştırdığınızda bir şeyleri yanlış anlamanız mümkündür. Önünü alamayacağınız şeyler içinse mutsuz olmaya değmez.

Önlenmez Davranış

Erkek arkadaşınızın sürekli nerede olduğunu kontrol etme isteğinin güvensizlikten kaynaklandığını belirtiyor Is It Love or Is It Addiction kitabının yazarı Brenda Schaeffer. “Eğer kendimizi güvensiz hissediyorsaki çimizde sürekli olarak erkek arkadaşımızı kontrol etme isteği uyanır. Saat başı Facebook’ta ne yaptığına bakmak düzenli bir alışkanlık haline gelir. “Sizinle birlikte olan fotoğrafları Facebook’a yükleyip yüklemediğini kontrol etmek için onun sayfasına girmeniz gayet normal bir davranış ama eğer eski kız arkadaşını sürekli olarak Google’dan araştırıp, e-posta şifresini ele geçirmek için uğraşıyorsanız ortada büyük bir problem var demektir. Ve bir çok bağımlı davranış gibi bu davranışında geri dönüşleri tatsız olacaktır” diyor Romance Rehab kitabının yazarı Jan Hoistad. Yapılan bir araştırmaya göre erkek arkadaşınızın Facebook sayfasını ne kadarsık kontrol ederseniz kıskançlığınız da aynı oranda artıyor. Çünkü her o sayfaya baktığınızda ister istemez şüphelerinizin gerçekleşeceğini düşünüyorsunuz.

Alışkanlığınızdan Kurtulun

“İlk aşamada bu davranışınızın sağlıklı bir durum olmadığını kabullenmekle işe başlayın. İkinci aşamada ise neden bu davranışı sürdürdüğünüzü düşünün. Bazen kadınlar ilişkide umduklarını bulamadıklarında hayal kırıklıklarını bu tür davranışlar sergileyerek unutmaya çalışırlar” diyor Meyers. “Eğer ilişkide sizi rahatsız eden ya da eksikliğini hissettiğiniz bir durum varsa bunun nedenlerini araştırın. Erkek arkadaşınızla konuşun, bu sayede kendinizi çok daha güvende hissedeceksiniz. Mesela sürekli geç kalmasından mı şikayetçisiniz ya da size istediğiniz kadar zaman ayırmıyor mu? Bu gibi spesifik konuları onunla konuşarak halletmeye çalışın. Eğer onun için değerliyseniz söylediklerinizi dikkate alacaktır. Tabii ki etraftan duyduğunuz aldatma hikayeleri de sizi paranoyak biri haline getirebiliyor. Eğer aşk hayatınızı kafaya takan bir yapınız varsa başka şeylere yönelmeye çalışın. Kendinize yeni hedefler belirleyin. Yeni bir dil öğrenin ya da spora başlayın. Sağlıklı alışkanlıklar zamanla sağlıksız olanların yerini doldurmaya başlayacaktır” diyor Schaeffer. Erkek arkadaşınızın her e-postasına baktığınızda veya telefonunu karıştırdığınızda ilişkinizin kötü etkilenebileceğini aklınızdan çıkarmayın. En basitinden şunu düşünün; sevgilinizin her hareketinizi takip etmesini ya da kıskançlık krizlerine girmesini ister miydiniz?

 

Yazar by hakan in: Aşk | Etiketler: , ,
Mar
23
2011
0

İnternet aşıklarına öneriler.

Günümüzde aşklar internetten başlar oldu. Bu durumda nasıl davranmanız gerekir. İşte sizebirkaç tiyo…

Evlilik siteleri, arkadaşlık ve islami sohbet siteleri derken her geçen gün ilişkilerimizi daha çok yüklüyoruz bilgisayara. Hemen her şeyi internette yansıtıyoruz artık. Zaten son 8 senedir internette tanışıp evlenenlerin haberleriyle karşılaşıyoruz. Sanal aşklar gerçeğe taşınıyor ve insanlar internetten tanışıp düğün yapıyor.

DİKKAT ETMENİZ GEREKENLER!!!

Eğer internetten tanışıp evlenecekseniz dikkat edeceğiniz bazı noktalar var.

Kimseye ilk başta ev adresinizi vermeyin.

Gelirinizi beyan etmeyin.

Hemen buluşup evine gitmeyin.

İlk buluşmayı kalabalık bir mekanda yapın ve onun aracına binmeyin.

Uzun süre tanışma payı bırakın, birbirinizi iyice tanıyın.

Aileleri de işin içine katın ve mutlaka ailece görüşün.

Evlenmeden asla maddi bir bağ kurmayın.

Her insana msn üzerinde kamera açıp poz da vermeyin.!!!


 

Yazar by hakan in: Aşk | Etiketler: , ,
Mar
22
2011
0

Evlenmeden önce bal şeker evlendikten sonra zehir biber.

Aslında kadının da erkeğin de kafasında aynı soru vardır: “Evlendiğim erkeğe ne oldu?” “Evlendiğim kadına ne oldu?”


Evlenmek en kolay adımdır bir ilişki için. Başlangıçta karmaşık gibi görünse de, yaşanan heyecan arasında endişeler eriyip gider. Yeni bir hayat ve sevdiğinle yeni bir başlangıç… Her şey pespembedir. Mobilyalar, insanlar, kaynanalar, kayınpederler, görümceler, baldızlar… Ortalık sütlimandır. Hatalar, eleştiriler rahatlıkla tolere edilir. Hatta farkına bile varılmaz.

Erkek yakışıklı, zeki ve sevgi doludur. Çok güzel aşk şiirleri yazar sevdiğinin adıyla başlayan… Kırmızı güller taşır her gün ona, buket buket… Yanağında bir sivilce çıksa, doktor doktor gezdirir onu. Narin bir çiçeği büyütmeye çalışan bir bahçıvan gibi titrer üzerine…
Kadınsa çok güzeldir, erkeğin yazdığı şiirler tadında… Gözleri parlak, yanakları al, dili çok tatlıdır. Anlayışlıdır, sevecendir ve kendini erkeğine adamıştır. Onun mutluluğu için her şeyi yapmaya hazırdır. Ona hizmet etmek, en büyük zevktir…

Sonra ansızın bir şey olur. Evliliğin üzerinden duruma göre 6 ay ya da 1 yıl geçtikten sonra, bazen de üç hafta sonra başlar her şey. Erkeğin göbeğini fark eder önce kadın. Erkekse, “Maç seyredip bira içersen olacağı budur.” dırdırları arasında görmeye çalışır golü.

O yakışıklı, aşk dolu adam gider; yerini karısını dinlemeyen, kendini televizyona adamış, işten yorgun gelip hizmet bekleyen, karısının boyattığı saçlarını ancak altı ay sonra bir başkasının yardımıyla fark eden, çiçeğe harcanan parayı israf sayan, çoraplarını evin her köşesine dağıtan, çocuklarını ihmal eden, doğum günlerini ve yıldönümlerini temelli hafızasından silen bir adam almıştır.

Baharda açan çiçekler misali o yumuşak huylu kadınsa sanki metamorfoza uğramış, yerine her şeye dırdır eden, sürekli ilgi bekleyen, ev işlerinden şikayet eden, her indirim yazısına mıknatıs gibi çekilip kredi kartlarının limitini zorlayan, sürekli erkeğin artık onu sevmediğinden yakınan, erkeğinin kafasının hiç çalışmadığını her fırsatta özenle belirten, sorgu memurlarını şaşırtacak bir yetenekle erkeğinin her adımını arkası gelmez sorularla denetleyen, maçlarda en önemli pozisyonlarda televizyonun önünden geçmeyi adet edinen, bozuk muslukları sık sık hatırlatan, kendi dışında tüm kadınları düşman ilan eden bir varlığa dönüşmüştür.

Tüm bunlara ek olarak kaynanalar, kayınpederler, görümceler, baldızlar artık eskisi gibi pembe değillerdir. Çoğu zaman yaşanan tartışmaların en önemli malzemeleri olurlar. Kendilerinin haberleri olmasa bile, sık sık kulakları çınlatılmakta, ailelere ve sülalelere kinayeli göndermeler yapılmaktadır.

Aslında kadının da erkeğin de kafasında aynı soru vardır: “Evlendiğim erkeğe ne oldu?”/ “Evlendiğim kadına ne oldu?”

Maskeler Düşer, Eşler Küser

Olan şey aslında çok basittir. Maskeler çıkmış ve bakış açıları değişmiştir. Canım-cicim aylarında eşler kendilerine değil, sevdiğine odaklanmış durumdadırlar. Eşinin istekleri, mutluluğu her şeyden önemlidir. Zaman geçtikçe kendi içlerine dönmeye başlarlar. Kendi beklentileri ve istekleri ön plana çıkar.

Artık evlidirler ve birbirlerine sahiptirler. Mücadele edecek bir şey kalmamıştır. Bu sahipliğin verdiği güven duygusu içinde, yüzlerindeki maskeyi çıkarırlar. Artık eşinden çok kendi istekleri önceliklidir ve mutlu olması için bu karşılanmalıdır. Her iki taraf da aynı düşünceye sahip olduğu için, her ikisinin de beklentileri havada kalmakta ve karşılayacak üçüncü bir şahıs olmadığı için, tartışmalar ve kavgalar doğmaktadır.

Artık şiir yazmaya gerek yoktur. Üzerine titremeye ve hizmet etmeye de gerek kalmamıştır. Anlayış ve sevecenlik anlamsızdır. Şimdi hataların yüze vurulma, ilginin musluğunu kapatma, kavgaların yaşanma zamanıdır.

Hiç kimse evlenirken birbirine “Diş macununu neresinden sıkıyorsun?” diye sormaz. Hiç önemli bir kriter değildir görünürde. Ama evlendikten sonra tartışmaların en önemli konularından birine dönüşür: “Sana kaç kere şu macunu dibinden sık demedim mi? Beni deli etmek için özellikle mi yapıyorsun?”

Sürekli yaşanan patlamalar, incir çekirdeğini doldurmayacak mevzuların bir dağ gibi büyümesi, ailelerin de desteğiyle çiftlerin arasına örülen duvarlar…

Başlangıçtaki o anlayıştan eser kalmamıştır. “Hiç kimse mükemmel değildir” felsefesi eşliğinde çiftler birbirlerinin eksikliklerini rahatlıkla görmezden gelebilirler. Ama evlendikten sonra birbirlerinin “Mükemmel erkek” ve “Mükemmel kadın” olmalarını beklerler. İmkansızın gerçekleşmesi ümidiyle de birbirlerini yer, bitirirler.

İncir Çekirdeğini Doldurmayan Tartışmalar

Kadınlar, erkeğin zihinlerinden geçeni bilmesini beklerler. Kendileri söylemeden, erkek durumu anlasın ve kafalarındaki modele harfi harfine uyarak ona göre davransın isterler. Kadın-erkek ilişkilerinde çok sık yaşanan bir tablo vardır. Kadın bir şeye bozulmuştur ve erkek sorar:

“Hayatım neyin var, ne oldu?”
“Yok bir şey.”
“Ama gülmüyorsun, emin misin bir şey olmadığından?”
“Yok dedim ya!”
“Sanki canın sıkkın gibi, biri bir şey mi yaptı?”
“Offf, yok bir şey dedim ya Rahmi!”
“Ne oldu, çocuklar mı üzdü seni?”
“Yok, yok onlar değil…”
“Bana mı bir şeye kızdın?”
“Bilmiyorum!”
“Nasıl bilmezsin yaa! Bir şeye ya kızmışındır, ya kızmamışındır. Bunun bilmemesi nasıl oluyor Neriman!?”
“Oluyor işte Rahmi, oluyor!”
“Sen adamın ömrünü tüketirsin kadın. Kaprisin tuttu gene!”
“Tabi, oysa benim kapris yapacak neyim var ki? Bütün gün evi temizle, senin ve çocukların peşini topla, yemek yap, pazara git, çocukların ödevleriyle ilgilen, annenin telefondaki laflarına katlan.
Bunun karşılığında kocan senden bir çiçeği bile esirgesin. Tek derdi eve gelip, ayaklarını uzatıp, kumandayla o maç senin bu haber benim gezinmek. Hem biliyor musun Rahmi, o kumandaya bile benden daha çok değer veriyorsun! Benimle evleneceğine onunla evlenseydin sen!”
“Çok iyi olurdu Neriman çok! Hem istediğim anda sesini kapatabilirdim o zaman!”

Bu böylece sürüp gider. Kökenine indiğinizde olayın buralara kadar uzamasının anlamsızlığı ile yüzleşirsiniz. Kadının tek beklentisi, erkeğin bir akşam eve gelirken ona küçük bir hediye getirmesi ve onu yanağından öpüp sevdiğini söylemesidir. Erkeğin tek beklentisi ise eğer bunları yapması gerekiyorsa kadının onu önceden haberdar etmesidir! Oysa, kadınlar bunu asla söylemezler. Erkek düşünmeli ve onların zihinlerinden geçeni anlamalıdır.

Yazar by hakan in: Aşk | Etiketler: , ,
Mar
22
2011
0

Sevgilinizle doğru iletişim kurun.

Partneriniz ile açık, dürüst ve saygılı bir iletişim kurarsanız…


Bir ilişki yaşayan herkesin iyileştirme, düzeltme, yoluna koyma listesinde iletişimin ön saflarda yerini almasını koşul koymuyoruz. Ama eğer partneriniz ile açık, dürüst ve saygılı bir iletişim kurabiliyorsanız, çoğu güçlüğe göğüs gerebilecek ve yıpranmadan çıkacak uzun, mutlu ve sağlıklı bir ilişki sahibi olabilirsiniz. İyi bir ilişki iletişimi sağlandığının başlıca belirtisi samimiyettir.

Başarılı bir ilişkinin temel öğeleri

Bunlar bir binanın temli gibi görünebilir. Okumaya başladığınızda, klişe görünseler de size bu temel kuralların gündelik yaşamda sıklıkla kırıldığını söyleyebiliriz. Unutmayın basit şeyler her zaman kolay oldukları anlamına gelmez.

Saygı: Bir ilişki içindeyken, aslında olmadığınızda da, saygı başka bir insanla kurulacak her türlü etkileşim için başlangıç noktasıdır. Burada unutulan bir ayrıntı vardır kimi zaman saygı, diğer insanın duygularını da kapsar, sizin için bir anlamı olmasa dahi. Bunu bir dahaki sefere partneriniz sizin saçma bulduğunuz bir konuda aşırı tepki gösterdiğinde hatırlamaya çalışın.
Güven: Çok, çok önemli. Güven, güven yaratır ama birisinin ilk kartı masaya koyması şart. Samimiyet büyüdükçe güven de büyür. Eğer bir ilişkideki en önemli, değerli ve korunması gereken şey ne diye düşünüyorsanız; şüphesiz güven olduğunu söyleyebiliriz. Ve bir kez kaybedildiğinde, telafi edilmesi çok zordur.
Minnettarlık: Sevgilinizin kimi özelliklerine değer verirsiniz; bazen ise gözleriniz sulanır, gururlanırsınız ve hatta bacaklarınız titrer. İşte bu tür zamanlarda minnettarlık duyarsınız. İşler tersine döndüğü zaman hatırlamamız gereken anlar. Herkes hataya düşebilir, inancınızı kaybetmemeli, desteğinizi kesmemelisiniz.

Samimi ilişki iletişiminin karakteristikleri

İlişki iletişimi saygı, güven ve minnettarlık üzerine kuruludur, ancak gerçek samimiyet için bazı ekstra enstrümanlara da gerek var. İki listenin kesiştiği noktalar olabilir ama durumu mümkün olduğu kadar sadeleştirmeye çalıştığımızı unutmayalım.

Açıklık: Bu gizli bir gündeme sahip olmaktansa, düşündüğünüzü söylemeniz anlamına gelir. Açıklık hayalleriniz ve korkularınız gibi büyük; fikirleriniz ve hoşnutsuzluklarınız gibi sıradan şeylerin tümünü paylaşmaktan geçer.
Dürüstlük: Dürüstlük doğruyu söylemektir. Yine de burada dikkatli olmak gerekir, 3 karakteristiğin de doğru yerde olması gerekir samimiyet içeren diyalog için. Güven olmadan dürüstlük nahoş ve duygusuz olabilir; gerçeği saklamak ya da beyaz yalanlar söylemek durumu değiştirmez. Bazı zamanlar gerekli olduğunu savunsanız da, hata yapmayın. Beyaz da olsa yalan söylediğinizde samimi olmuyorsunuz.
Saygı: Burada yine saygı hor görmekten çok duygularla ilgilidir. Birisine isimler takmaktan bahsetmiyoruz. Burada bahsettiğimiz karşımızdakinin duygularını saygıyla karşılamak. Onları anlamıyor olmamız hatalı ya da saçma oldukları anlamına gelmez. Partneriniz hislerine saygı duyun… Mantığa uymak zorunda değil.

 

Yazar by hakan in: Aşk | Etiketler: , ,
Mar
12
2011
0

Korkmuyorum

Korkuyorum senden, sevginden, gelecegmden,
Korkuyorum verdgin ümitlerdn, vaatettiklerindn,
Korkuyorum sevgini hak edememekten,
Ben aslında neden korkuyorum biliyor musun?
Seni bukadar çok severken..
Bir anda çekip gitmenden.. beni terk etmenden… …
Evet gittin beni terkettin,
Düslerimi,  hayallerimi, Diri diri mezara gömüpte gittin,
Korkum yersiz dgldi belkide..
Gittin gıderken arkana bile bkmadan gttin!
Bir hosçakal bekledim senden, Geri dönecegni bilmek istedim.
Ama sen elveda dedin, ve gittin! Geri dönüsü olmayan bir yola  girdin..
Beni derindn yaraladın ve gttin! Sen gdrken bir enkaz bıraktın..
Gidişin son olsun ey sevgili! Gelisin olmasın bir daha! Yinede teşekkür ederim sana..
Şerefsizlerinde sevılecegni ögrettgn icin bana!
Elveda sevgili.. Unutuldugunu sakın  unutma..
Dönüsûn yok bir daha..!

Yazar by hakan in: Aşk,Şiir | Etiketler: , , ,
Mar
11
2011
0

ZamanSız Geliyorsun..

Zamansız Geliyorsun Aklıma..
Gece Ve Gündüz Ayrımsız..
Ya Bir Işığın Ortasında Dağıtıyorsun Aklımı.
Ya da Gecenin Bilmem Kaçında Bölüyorsun Uykumu.
Ya Gözlerin Geliyor Aklıma .
Ya da Hayalin Çıkıyor Karşıma. .’Unutuyorum’ Unutmasına da ……. .
” Seni ” Değil . .” Senden ” Başka “Herşeyi ….

Sen esirliğim ve hürriyetimsin,
Çıplak bir yaz gecesi gibi yanan ateşimsin
Sen memleketimsin.
Sen ela gözlerinde ışıl ışıl hareler,
Sen büyük ,güzel ve muzaffer….
Ve ulaşıldıkça ulaşılmaz olan hasretimsin.
ne olur uzat ellerini bana.. .

Mar
09
2011
0

Onu Düşünüyorum

Bırakınn beni dalgınlıgımla Selamm vermeyin geçin.
‘Onu düşünüyorum ‘
Dalıp gitmiş gözlermin sizi görmesini beklemeyin..
‘Onu görüyorumm .’
Laf atmayın Hal hatır sormayınn. Başınız çevirip bakmayınn.!
‘Onu yaşıyorummm’.
Susun siz konuşmayın Tek söz Çıkmasın agzınızdan.
‘Onu dinliyorummm.’
Siz bilemezsiniz içimdeki yangını.
Anlamaya gücünüz yetmez.
Kimsemm yok başkaa.
‘Sadece onu seviyorumm

Mar
03
2011
0

Bak Seninim..

ßak aL seNinim ..
o Tas yüreqin sevemeDi ! ..
ama yeter artK dersen ceKer qiderim ..
HaramDı demeK dudakLarının ßuseSi ,
diLim haykırmaSa biLé sn qönüL heceSi .. !
 köLén qißiyim , eSir ettin kendiNé ..
ßi defa ßiLe koyamadım ahh kimSeyi YERİNE ..
Haramdı demeK dudakLarının ßusesi ,
diLim haykırmaSa biLé sen ” qönüL Hecési ” ..

Yazar by hakan in: Aşk,Şiir | Etiketler: , , ,
Mar
03
2011
0

Uzun mesafe ilişkiyi yürütmek.

Gözden uzak olan gönülden de ırak mıdır? Yoksa aşk dediğin zaten kavuşamamak mıdır?

Ne olursa olsun, sevdiğiniz insanla aranıza kilometreler girdiğinde, bağlantınızı güçlü tutmakta zaman geçtikçe daha fazla zorlanacağınızı siz de biliyorsunuz. En başından birkaç temel kural koymak ve iletişim için yaratıcı yöntemler bularak yine de bir uzun mesafe ilişkisini yürütebilirsiniz diyor ilişki koçu, DeAnna Lorraine. Aradaki köprüleri komple yakmadan önce uzun ilişkiyi sürdürmek için uygun görülen bu stratejileri denemeye ne dersiniz?

En baştan temel kurallarınız olsun

Başarılı bir uzun mesafe ilişkisini sürdürmek için, siz ve sevgiliniz açıkça konuşmalı ve koyulacak kurallara karar verip, onlara uyacağınızı belirtmelisiniz. “Tek eşliliğin devam edip etmeyeceğinden ne sıklıkta iletişim kurulacağına ve ziyaretler gerçekleştirileceğini açık açık konuşmalısınız” diye öneriyor Lorraine. Hiçbir konu havada kalıp sonradan içine düşeceğiniz bir boşluk yaratmamalı. “Yanlış anlaşılma ya da kötü hisler olmadığı sürece güçlü bir bağ kurulabilir ancak” diye ekliyor.

İlişkiniz için karşılıklı kabul ettiğiniz bir nihai hedef belirleyin

Uzun mesafe ilişkisinin yaşamaya devam etmesi için, Lorraine’e göre iki tarafın da tünelin sonunda bir ışık görmeye ihtiyaç duyduğunu söylüyor. ” Biriniz taşınacağınız, ya da ikinizin bir araya geleceği bambaşka bir yere taşınacağı bir gelecek ya da bu ayrılık sonunda kavuştuğunuzda evlenmeye karar vermeniz ikiniz için de sıkıntıya ve ümitsizliğe düştüğünüz anlarda neden bu zorlayıcı durumla baş etmeye çalıştığınızı hatırlatacak.” Bu kararı verirken ikinizin ortak bir paydada buluşması çok önemli, birinizden diğeri zamanla karşısındakini kendi istekleri doğrultusunda değiştirebileceğini düşünmesi çok büyük bir hata olur.

Aşırı iletişimden kaçının

Sevgilinizle her gün konuşmak yakınlığı korumak için en iyi yol gibi görünse de, Lorrain uyarıyor: “Haftada bir gün ve bir saat belki biraz daha fazla süren telefon konuşmaları öneriyorum.” “Bunu yaparak, birbirinize anlatacak daha çok şey biriktirecek ve haftada bir gün olan o çok değerli konuşma için sabırsızlanacaksınız.” Az iletişim birbirinize özgürlük sağlamanıza yaramayacak sadece, kendi yaşamınız ve hobileriniz için de son derece faydalı olacaktır.

Birbirinizin bölgelerine, yaşadığı yerlere değişimli olarak ziyaretlerde bulunun

Ne zaman mümkün olursa olsun, birbirinizi ziyaret ederken birbirinizi görmek için eşit efor sarf ettiğinizi gösterecek karşılıklı ziyaretler düzenleyin. “Bu plana göre birbirinizin parçası olmak için eşit zaman ayırmış olmanızı ve birbirinizin hayatını ve arkadaşlarını tanımanızı sağlayacak” diye açıklıyor, “Eğer tüm çabayı ve yolcuğu bir kişi yaparsa, bu sadece sağlıksız ve dengesiz bir ilişki değil, bir tarafın kırgınlığına da sebep olabilir.”

Güven seviyenizi önemli ölçüde yükseltin

Sevgilinizden uzak olmanız, doğal olarak onun mekan ve aktivite tercihlerinde önceliği size vermeyeceği anlamına geliyor. “Onun ne yaptığını ya da neyle karşı karşıya olduğunu sürekli bilememek, kaygı ve huzursuzluğa sebebiyet verebilir” diye açıklıyor ilişki koçu, “Yani uzun mesafe ilişkiniz yürüsün istiyorsanız, birbirinize güveninizin tam olması şart yoksa basitçe söyleyebiliriz ki bu ilişki yürümez.” Birbirinizden ayrı şekilde hayatlarınızı sürdürmeniz için birbirinize özgürlük tanımalısınız ve kıskançlık ve şüphenin aşırı korumacılık ya da suçlayıcılık şeklinde dillendirmeyi önleyin. “Bu tür tutumlar saygısızlık yaratır, nörotik ve itici bir insan gibi duyulmanız dışında.”

Seksi ve heyecanı koruyun

Birlikte geçirebildiğiniz zaman kısıtlı olduğu için, birlikteyken samimi olmanın avantajlarını mümkün olduğunca çok kullanın. “Arkadaşlarınızın ve kim bilmesi gerekiyorsa onların sevgilinizin sizi ziyarete geliyor olduğunu önceden bilmesini mutlaka sağlayın” diye öneriyor Lorriaine. Fiziksel olarak ayrı düştüğünüz zamanlarda ise birbirinize seksi mesajlar atmayı ihmal etmeyin, hatta yeterince cüretkar iseniz emailine özel fotoğraflar yollamak da son derece baştan çıkarıcı olabilir.”

Hayatınızı yaşayın

Uzun mesafeli ilişkiyi yürütmenin anahtarlarından bir diğeri de yaşamınızı, arkadaşlıklarınızı ve ilgi alanlarınızı sevgiliniz yokken de sürdürmenizdir. “Çoğu insan tüm yaşamlarının sevgilinin uzağa gitmesiyle birlikte ortadan yırtıldığı hissine kapılır ki bu da elbette depresyona sebep olur.” “bu bağımlılık kişisel gelişiminizi engelleyecektir ki bu da daha sonra ilişkinize elbette bir fatura kesecektir”.

Amaçlarınızın ve hayatınızı gözden çıkarmak yerine, bu durumu bir avantaja çevirip okulunuz ya da kariyeriniz üzerinde yoğunlaşabilir ve çok daha sağlam arkadaşlıklar kurmak için zamanınızı verimli kullanabilirsiniz. “Uzun mesafe ilişkileri diğerlerinin vermediği bir fırsat tanır; kendinizi zaman kaybı yaşamadan son derece verimli bir şekilde geliştirmeye ve zenginleştirmeye devam edebilir ancak bir yandan da bir ilişkinin parçası olabilirsiniz.” Diyor koç, “ve böylece iki taraf da ayrı geçen süreçte daha üretken ve donanımlı bir duruma gelebilir, böylece beklenilen kavuşma ve birlikteliklerine çok daha fazlasıyla karşılama fırsatları olur”

Yazar by hakan in: Aşk | Etiketler: , ,
Şub
28
2011
0

Daima GüL …

Daima güL; Kıskansın Seni Dünya
Daima güL; Acı Vermesin Hayat
GüL ki, Bende GüLeyim Senle
Kanayan YüreğimLe BirLikte…

Daima güL; HüzünLere Yer Verme
Daima güL; Sevgini eLe Verme
GüL ki, MutLu oLayım Bende
Tebessümün Yeter gönLüme..

Daima güL; Sevindirme eLLeri
Daima güL; Mahvetme GencLiğini
GüL ki,Gömerlerken beni
ÖLüm BiLe Bana Zevk VermeLi..

Yazar : AkSi …

Yazar by hakan in: Aşk,Şiir | Etiketler: , ,

Tesekkurler Sohbet odalari Sohbet Siteleri - Sohbet Siteleri